AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Diamonique ~

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Diamonique Lea Schmitz
Gryffindor, VII. Sınıf


Mesaj Sayısı : 2
Galleon : 6
Kayıt tarihi : 21/08/09

MesajKonu: Diamonique ~   Cuma Ağus. 21, 2009 5:33 am

Neden Paul? Neden Lea değil? Paul, ölü bir şekilde kumsalda yatıyordu. Gözleri …Kahverengi gözleri , ona doğru dikkatle bakıyordu. Saçlarının aralarınakum taneleri girmiş, çok şeker bir görüntü yaratıyordu, tabii canlı olsaydı. Keşke zamanı geri sarabilseydi, keşke… Derin bir iç çekti. Denizin, dalgası Paul için ağıtlar yakıyordu. Bulutlar, bugün onun için ağlayacaktı. Çünkü aşk bugün Lea’yı terk etmişti. Onu uçurumun kenarındaki, savunmasız bir çocuk gibi, ihanete uğramış uyuşturucu bağımlısı bir kız gibi terk edip
gitmişti. Şimdi her nefes alışı ona ait bir ölüm sebebiydi. Paul ölüyken, o, o yaşayamazdı. Bu bir adaletsizlikti. Hayatın adaletsizliği! Şimdi soğuk canını acıtmıyordu, rüzgar, kar, yağmur ve güneş … Hiçbirini hissetmiyordu. Tek gerçek aşkı, hayatını sonsuzluk olan ölüme satmıştı. İnce telli, dalgalı saçları, kuruyan gözyaşlarına yapışmıştı. Lea, umudunu yitirmişti. Hayata tutunacak
tek dalınıda artık kaybetmişti. Kesinlikle onda bir uğursuzluk vardı. Önce ailesi, sonra arkadaşları ve şimdi de aşık olduğu tek kişi ! Uzaklardan hafif bir müzik kulağına uğulduyordu. Rüzgardan daha hoş, havadan daha yumuşak bir ses ona şarkı söylüyordu.

“Because the world is round, it turns me on . ”

Hoşnutsuzluk ifadesi, tüm yüzüne dağılmıştı . Mutsuzdu ! Oysa ki sabah, ne kadar da mutluydu. Paul ile buluşma hevesi tüm Gryffindor’u mutlu etmesine
yetmişti. Sabah deniz kokusunu o kadar çok sevmişti ki, denizin özgürlük olduğunu söylemişti. Oysa ki şimdi, hayatını karartan bir olay daha başına gelmişti. Paul’un ölü bedenine yeniden gözlerini dikti. O kadar masumdu ki , bir melek kadar tatlı uyuyordu. Her hücresi ayrı bir iyilik meleğiydi. Karıncayı incitmeyecek kadar vicdanlı ve değerli biriydi. Nasıl olurda , onu öldürmek için bir neden bulabilirlerdi? Kendini tutamıyordu, ağlıyordu. Lea, küçük bir bebeğin yurda bırakılması kadar yalnızdı artık. Gözyaşları, yalnızlığı ve kendisi artık bir takımdı, çaresizliğe uzanan bir takım. Bulutlar üzerlerine doğru geliyordu. Lea , için pek önemli değildi. Üşütüp hasta olsada, onu önemseyecek biri olmadığı için, buda geçerdi.

Uğultu daha da yakından gelmeye başlıyordu. Bu sırada yağmur damlaları, narince sahilin taşsız kumuna vurmaya başlıyordu. Lea ‘nın gözyaşları ile karışınca toprağa yeniden hayat veriyordu.

“ Because the wind is high it blows my mind ”

Yağmur hızlanmıştı. Artık masumluğunu kaybetmiş olan bu hava , yırtıcılaşmış
ve çirkefleşmişti. Herkesin canını yakmaya hazırlanıyordu . Dünyayı geri dönülmez bir kaosa sürüklemeye. Olumsuz düşünceler, beynini kurcalıyordu. Bunlardan kurtulmalı ve Paul’un öldüğün yetkililere söylemeliydi. Bunu yapmak için oturduğu banktan kalktı Lea. Birkaç adım attıktan sonra ona doğru gelen bir silüet gördü. İlk başta ürktü Lea, çünkü karanlığın içinden kopmuş bir parça gibi ona doğru ilerliyordu. Olduğu yerde durdu. İstesede biryere gidemiyordu. Onun göremeyeceği bir halatla bağlanmıştı adeta. Karşısında ki kişi ona yaklaşırken, uğultuda artıyordu. Silüet artık netlerşiyordu. Her adımda beyazlaşıyor ve şekil alıyordu. Yağmurun hızı ölçülemeyecek kadar artmıştı. Şimdi nem, toprak kokusu ve gelen silüet onu içine çekiyordu. Yaklaştıkça belirginleşen silüet artık kendini belli etmişti. Paul, karşısındaydı ve ona gülümsüyordu. Gözlerine inanmamak istiyordu fakat o ne kadar inanmasada karşısındaydı Paul. Kahverengi gözlerinin içi gülüyordu ve nemli toprak kokusunu içine çekiyordu. Paul, Lea’nın gözlerini kapattı ve ellerini tuttu . Onu adeta sakinleştiriyor mutlu ediyordu. Lea, gözlerini açtığında Paul ona hiçbir şey yapmaması için komut verdi .

“Lea … Ah Lea ! Beni sevdiğini bilmiyordum, hemde hiç ! Fakat şunu bilmelisin ki, ben seni arkadaşım olarak görüyorum hatta benden yaşça küçük arkadaşım. Bana çocukluğumu anımsatan arkadaşım. Sakın benim için üzülme. Burada mutluyum , küçükken aşık olduğum kızla birlikteyim. Bunları duymak sana acı vermiyor biliyorum çünkü sadece platoniğim ben."

Duydukları, kalbinde oluşan yaraya daha çok yara eklemek kadar acı oluyordu. Her seferinde kambu bedenine yük yüklenen, yaşlı bir kadın misali. Susmak istemiyordu ama konuşmak için mantıklı cümlede bulamıyordu. Kalbi ile düşünmek , beyni ilehissetmek gibi oluyordu bu aynen. Uğultu ruhunu, nemli toprakta sürüklese bile o konuşacaktı. Konuşmalıydı !

“Öyleyse, kendine iyi bak Paul. Yıllar sonra görüşürüz! “

Söylediklerine inanamıyor, kulaklarının yanlış işittiğini umuyordu Lea. Fakat umduğu gibi olmamıştı. Silüet onun eline küçük bir öpücük kondurup gitmişti. Sadece arkasında loş ışık bırakarak gitmişti. Acı duymak istesede tuhaflık üstüne geliyordu Lea’nın. Şimdi çözülmüş bacakları onu okuluna, tek yuvasına geri götürüyordu. Yağmur durmuş , kuşlar cıvıldamaya başlamıştı. Kalbindeki acı , sonsuzluğa gömülmüş, rahatlamıştı. Gülümsemeye başlarken, uğultu gitgide uzaklaşıyor ama hala ona şarkı söylüyordu.

“Love is old, love is new ! Love is all, love is you !"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ella Johanson
Şuan bir muggle'sınız. En kısa zamanda rütbe edininiz.
Şuan bir muggle'sınız. En kısa zamanda rütbe edininiz.


Mesaj Sayısı : 18
Galleon : 20
Kayıt tarihi : 11/08/09

Kişisel Bilgiler
Quidditch Konumu:
Özel Yetenek: Belirlenmedi.

MesajKonu: Geri: Diamonique ~   Cuma Ağus. 21, 2009 3:42 pm

90.
Güzel ancak keşke size=11 kullansaydın. Boşluklar bozmuş.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Diamonique ~
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter Bölgesi :: Rpg Kutusu :: Değerlendirme-
Buraya geçin: