AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Adolf.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Adolf Maynard Griswald
Slytherin, VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 6
Galleon : 10
Kayıt tarihi : 19/08/09
Savaş Tarafı : Güvercinler.

MesajKonu: Adolf.   Perş. Ağus. 20, 2009 12:26 am

21:43 ~ Torino
Malikanelerinin Corso Francia Sokağı'na açılan arka kapısını güçlükle iteklemişti. Az önce yaşadığı aile trajedisi, sinirlerini germiş ve kendisini İtalya'nın sıcak yaz akşamına atmaktan başka bir seçeneği olmayan bir durumda bırakmıştı. Gece aydınlıktı; ışıksız bahçe, yıldızları seçmesine imkan sağlıyordu. Böcekler serenatlarını yaparlarken, Achille bir an için kendisini büyük bir karamsarlıkta buldu. Caddeye açılan siyah, büyük ve demirden yapılı kapıya doğru yönelen altıgen şeklindeki taşların üzerinde yürüyordu. Seyrek geçen araçlar, ses olarak sorun yaratmasa da; farlarından yansıyan ışık gözünü alıyordu. Caddenin sığ sularına çıkmaktansa, bahçede dolaşmaya kanaat getirdi. Yalnız adamı oynamıyor muydu zaten? Yeni sulanmış çimlerin üzerine bastı ve onların yaş yüzeylerini hissetmese de, çıkan sesler bunun kanıtıydı. Malikane duvarının dışında yürüyen bir çiftin kendisine anlamsızca bakarak, konuşmalarına devam etmelerinin verdiği huzursuzluk üzerine, bedenine baktı. Kızıl bir cüppe ve onun üzerinde yer alan siyah bir pelerin. Ayağındaki siyah ayakkabılar ve İtalya ile uyumlu olmayan soluk, beyaz bir ten. Dudakları memnuniyetle kıvrıldı, tanınmamak hoşuna gitmişti. Özellikle yüzlerce yıldır soyunun kaldığı o malikanenin canlılığından kurtulup, sürekli kendilerini araştırmakla uğraşan o aptal mugglelardan uzak kalmak fikri sevindirmişti kendisini. Bir aydır buradaydı ve mutluydu. Uzun zamandır hissetmediği bir şeydi galiba bu. Evet, mutluydu. Malikaneyi kendilerine satan adam, kırkbeş yaşlarında gözüken kel, güneşin kuruttuğu esmer yüzlü, parlak mavi gözlere sahip bir büyücüydü. Burada uzun zamandır bulunamamıştı, zaten bundan önceki sahipleri de çok uzun süreler barınamamışlardı. Zamanını hikaye kısmını dinlemek yerine, dışarıda uçuşan kuşları izlemekle geçirmişti Achille. Büyücülerin bile batıl inançlara inanması komikti ona göre. 'Tık!' Ayağına takılan kalın bir ip, düşmesine ve düşer düşmez de bir küfür savurmasına yol açmıştı. Başını çime sert bir şekilde çarpmış ve el bileği de ezilme tehlikesi geçirmişti. Yüz üstü uzandığı yerde biraz ileriye süründü ve sırt üstü duruma geçerek doğruldu. Ardından ayaklarını kendisine çekti ve diz çökerek sağ eline ipi aldı. Toprağa dikilmiş yıpranmış bir halat gördüğüne memnun olduğu pek de söylenemezdi. Hatta, siyah gözleri nefretle kısılmış, bedeni yerdeki tüm çimleri ezme isteği ile yanıp tutuşmaya başlamıştı. Kontrolünü sağladı ve halatın etrafındaki çimleri söktü. Halat biraz daha uzamıştı, fakat hâlâ bir şey belirmemişti. Toprağı eliyle kazımaya başladı, -toprağın yumuşaklığı bir avantajdı elbet; tabi tırnaklarının içine girip, elini acıtmasaydı-, ve bir süre sonra bunu beceremediğini anladı. Silindir ve içi oyulmuş bir taşın içinden geçiyordu halat. Taşı kaldırdı ve paslanmış, yer yer çürümüş demir levhaya ulaştı. Levha çok az belirmişti, ayrıca açabileceğini de zannetmiyordu. Ve büyü de kullanamazdı. Gerilmiş çenesi ile kendisinin geçebileceği kadar bir boşluk oluşturmak için var gücüyle toprağı kazımaya başladı. Yüzünden damlayan terlere aldırmıyor, ellerinin acısını umursamıyordu. Ve başardı. Bir metreye yakın bir ene sahip olan demir levhanın kolunu tuttu. Ellerini kolun alt kısmından geçirdi ve kalan güç kırıntılarını da bunu açarak kullandı. Levhayı kaldırdığında, zemine dik inen merdivenleri ay ışığının yardımı ile gördü. Basamaklara zarar vermemek istercesine attığı ürkek adımla, aşağıya inmeye yönelik ilk hareketi yapmıştı. Aniden, o ana kadar göremediği tüm meşaleler yandı ve dar koridorda ilerlemesini sağlayacak aydınlatma seviyesine ulaştı. Boğazının kuruduğunu hissediyordu, ayrıca hafif bir korku bedenini ele geçirmişti. Kaçışan farelerin gürültüsü eşliğinde koridorda ilerledi ve bir mahzene ulaştı.

"Di'ministero Benito" Yanda yazan ahşap üzerine kazınmış yazıyı okuduğunda, alttaki tarih gözüne ilişti. 1376. Elbette buraya daha sonraları gelenler olmuş gibi gözüküyordu; fakat herhangi bir kanıt yoktu buna yönelik. Ve kendisini korkutan başka bir şey ise hiçbir engelle karşılaşmamış olmasıydı. Mahzene girdi ve yandaki iksir tüpleri ile birlikte dikkatini çeken, çürümüş ahşap bir masa ile sandalye ikilisinin arkasındaki sandık oldu. "Magia Nera"

00:17 ~ Hogwarts
Okul cüppesinden kurtulup, kızıl cüppesini üzerine geçirdi. Siyah pelerinini de onun üzerine atarak, siyah pantolonunun cebindeki kırmızı taşa sahip gümüş yüzüğü çıkardı. Cüppesinin iç cebine, yay şeklinde ve üzeri kırmızı taşlarla süslenmiş bir hançer yerleştirdi. Ardından altın kaseyi, daha önceden koymuş olduğu masanın üzerinden kaldırarak eline aldı. Yüzünde en ufak bir ifade yoktu. İlk kez deneyecekti ve gergin sayılabilirdi. Fakat bunu belli etmemeliydi. Ufkunuzu geliştirmek en önemli kuraldır. Kapılardan oluşan bir oda, sizin gücünüzü sınırlar. Irma'ya söylemediği önemli bir şey vardı, fakat buna gerek duymamıştı. Deneyi sırasında kendisine hakim olamazsa, Irma'nın ölümüne sebep olabilirdi. Aslında söylemediği bir şey daha vardı. Kendisini seçmesinin sebebi de buydu aslında. Ölürse, hükümlü olanın Achille olmayacağı, en azından iyi bir savunma verebileceği bir kişiydi Irma. Ne de olsa, aynı dönem olmalarına rağmen, kendilerini yanyana gören veya en azından görüp de hatırlayabilecek çok az kişi vardı. Fakat bunu öğrenmesi gerekliydi, herkesin iyiliği için. Bu güç, tüm büyü dünyasını kurtarabilirdi; tabi yeniden keşfedilirse. Mahzenden çıkardığı bilinmeyen bilgiler, bir kurtuluş olabilirdi. Koridorda her zamanki gibi farkedilmeden yürümeyi başarmıştı. Kelid Aynası'nın bulunduğu odanın kapısının açık olduğunu gördüğünde, dudakları hafif bir tebessümle kıvrıldı. İçeride kendisini hayallerine kaptırmış, tatlı bir kız duruyordu. Altın kaseyi yere bırakarak, ellerini kavuşturup duvara yaslandı. "Herkese olmak istediği şeyi gösterip, olamadıklarında ise yıkım yaratan kötülük kaynağı ile karşılaşmak hoş bir duygu olsa gerek." dedi, soğuk ve tek düze bir sesle. Achille, o aynaya bakmaya asla cesaret edememişti. Söz konusu kendisine ait bir şeyler olduğunda, kendi gizemini açığa çıkartacağı için korkup saklıyordu o şeyleri. Ve aynaya bakmamasının da sebebi buydu. Kendi istedikleri içinde, en çok arzuladığı şey ile karşılaşmak. Midesinin takla attığını hissetti, nefes egzersizine başladı. Kapıdan içeriye girdiği andan itibaren dikkatli olmak zorundaydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Chrysanthe Schalewski
Astronomi Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 32
Galleon : 36
Kayıt tarihi : 19/08/09
Savaş Tarafı : Tarafsız

MesajKonu: Geri: Adolf.   Perş. Ağus. 20, 2009 1:19 am

Puanınız 100*

Tebrikler bir hata göremedim.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Adolf.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter Bölgesi :: Rpg Kutusu :: Değerlendirme-
Buraya geçin: