AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Carmelita.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Carmelita D'alora
Ravenclaw
avatar

Mesaj Sayısı : 4
Galleon : 8
Kayıt tarihi : 19/08/09

MesajKonu: Carmelita.   Çarş. Ağus. 19, 2009 11:18 pm

Carmelita yıllardır görmediği bir zamanlar hayatının aşkı olan *Michael'i görmeye gidiyordu. Onun her daim yasak ormanda olduğunu biliyordu. Çünkü o da hala bu büyük aşkın etkisinden çıkamamıştı. Acımasız, kan emici bir yaratığa dönüşse de bu içinde Carmy'e beslediği duyguları değiştirememişti. En azından Carmelita böyle düşünüyordu. Dora'nın bundan haberi yoktu. Michael'in yanına gideceğimi bilse beni bir şekilde bu işten vazgeçtirir ya da o da benimle gelirdi ama ben onu bu tehlikeye atamazdım. Michael artık benim tanıdığım aşkım değildi. O değişmişti. Kalbi sertleşmiş, hisleri yok olmuştu. O artık bana ait değildi. Kim bilir kimlerin kanına değmişti o bir zamanlar bana ait olan dudakları. Kimleri baştan çıkartmıştır. Yıllar geçse de bu aşkın hala alev alev yanması korkunç bir durumdu. Onun bedeninin bir daha benim bedenime değmeyecek olması, bir daha dudaklarımızın kavuşmayacak olması, en önemlisi de kalplerimizin artık birbirimiz için atmayacak olması tahammül edilemeyecek bir gerçekti. Evet, bizim gerçeğimiz. O gün bana son dokunuşu, son öpüşüyle bitmiştik. Biz diye bir şey kalmamıştı artık. Peki ben neden hala onu arıyordum? Neden onu görmek için asla durmayacağım bir yolda ilerliyordum? Tekrar canımı yakmasına izin vermek için mi? Carmelita kafasındaki soruların cevaplarını bilmiyordu. Düşünemiyordu. Sadece oraya gittiğinde Michael'i görebilecek miydi bunu düşünüyordu. Ya orada değilse. Gitmiş, çok uzaklara gitmişse? Şansını deneyecekti. Oraya gidecekti ve gerçekle yüz yüze gelecekti. Hayatının aşkı vampirliğe adım attığında Carmy vampirler ile ilgili birçok araştırma yapmıştı. Her şeyi biliyordu. Onu gördüğünde şaşırır mıydı? Yoksa korkar mıydı bilemiyordu. Dudakları kana bulanmış birisini görmek istemiyordu. Göğsüne elini koyduğunda kalbinin atmayışını, oradaki sıcaklığın yok olduğunu hissetmek ne boyutlu bir acı verirdi onu da bilmiyordu. Her şeyi birazdan yaşayıp görecekti.
Yasak Orman'a geldiğinde baştan aşağıya zangır zangır titrediğini hissetti. Korkuyordu. Tam anlamıyla bir ödlekti. Doğa olacaklara hazır bir şekilde bekliyordu. Gri gökyüzü ağlamaya ve parçalanmaya hazırdı. Bulutlar ise yerini güneşe bırakmaya fakat o kadar yoğundular ki bu imkânsız görünüyordu. Esen soğuk rüzgâr suratını bıçak gibi kesip gitmişti. Canını acıtmış, yüzünü uyuşturmuştu. Ensesinde hissettiği soğuk hava dalgası ise artmaya başlamıştı. Gelmişti. O gelmişti. Şimdi benimle sadece oynuyordu. O diğer kurbanlarıyla nasıl oynuyorsa aynen öyle oynuyordu ama ben onun tuzağına düşmemiştim. İsteyerek ve bilerek gelmişti. Zaman ilerledikçe esen rüzgâr şiddetini arttırıyordu. Oyun gereğinden fazla uzun sürmüştü. Ne yani karşıma çıkmaya mı korkuyordu? Evet, korkmalıydı da zaten."Hadi seni korkak, oyun oynamayı bırak da göster o korkunç yüzünü!" Oyalanmaktan nefret ediyordu. Sanki küçük bir çocuğun elindeki oyuncaktı. İstediğini yaptırabilir, kafasını bedeninden ayırabilirdi.
"Carmelita. Bebeğim..."
Arkasından gelen sesle irkilen kız korkunun bedenini sarmasına izin vermişti. Hazırdı. Yüzünü görmeyi istiyordu. Hızla arkasını döndü ve karşısında kaskatı duran yaratığa baktı. Bedeni solgundu. Dudakları kıpkırmızıydı. Bu kadar kırmızı olmasının nedeni kurbanlarının kanlarından kaynaklanıyor olabilirdi. Olağanüstü bir güzelliğe sahipti fakat bu Carmy'i etkilemiyordu. Sadece aşk acısını kabartıyordu. Canını yakıyordu. Onun büyüleyici yüzüne kapılmayacaktı. Michael şimdi ona yaklaşmaya başlamıştı. Carmelita o yaklaşırken uzaklaşmak istedi ama yapamıyordu. Bacakları kilitlenmişti. Hareket edemiyordu. Bedeni Michael'i arzuluyordu. Ona dokunmak, parmaklarını soğuk, sert bedeninde gezdirmek istiyordu. Yaratık kızdan önce davranıp onu kendine doğru çekmişti. Carmelita'nın bedeni şimdi tamamen ona dokunuyordu. Bu soğuk bir dokunuş olmuştu ama fark etmezdi. Michael'a yıllarını vermişti. Aşkıyla beslemişti onu.
"Seni çok özledim Carmelita." Korkusuzca ona dokunuyor, parmaklarını dudaklarında gezdiriyordu. Vampir rahatsız olmuşa benzemiyordu. Tam aksine çok rahat ve huzurluydu.
"Ben... Ben seni..." Kızın konuşmasına izin vermeden dudaklarını kızın dudaklarına kenetlemişti. Onu eskisi gibi ateşli öpemiyordu ama yinede tatmin ediciydi. Carmy'de ona karşılık verdi. Tutkuyla öpüyordu yıllar önceki aşkını. Fakat biraz acılıydı. Çünkü Michael'in dişleri hafifçe kızın dudaklarına sürünüyordu. Dudakları dudaklarından ayrılmıştı. Oğlan kıza gülümsüyor, yeniden onun olmuş gibi seviniyordu.
"Hayır, Michael. Seni hala seviyor olabilirim fakat sen bana ait değilsin ve bende sana. Bugün buraya neden geldiğimi bilmiyorum. Ancak tek bir açıklaması olabilir seni özlemem. Beni terk etmemeliydin. Bizi silmemeliydin."
Duyduklarına inanmak istemiyor gibiydi. Onlar hala eskisi gibi olmalıydılar ama gerçek buydu. Artık ayrı düşmüşlerdi. Koşullar birlikte olmalarını engelliyordu.
"Sen... Benim olmalısın. Eskisi gibi sadece bana ait..." İşte o yaratığa dönüşmüştü bile. Onu arzuluyordu. Her iki türlüde. Kızın kanına susamıştı fakat onu deliler gibi seviyordu. Michael'in kaya gibi sert bedeni kasılmıştı. Ellerini kollarıma kenetledi ve hiç olmadığı kadar sert bir şekilde sarsmaya başladı. Gitmeliydi, uzaklaşmalıydı, kaçmalıydı. Burada duramazdı. Michael kontrolünü kaybetmişti. Kıza zarar verebilirdi. Gözü dönmüş bir canavar her şeyi yapabilirdi. Gözyaşlarına engel olmak istiyordu ama olamıyordu. Gözyaşlarının ardı arkası kesilmiyordu.
"Lütfen Michael, lütfen bırak beni gideyim. Sana yalvarıyorum." Carmy çok korkmuştu. Sesi titriyor, kelimeler zorla çıkıyordu ağzından. Eliyle Michael'in elini kavradı ve onu kendinden uzağa itmek için bütün gücünü sarf etti. Fakat işe yaramıyordu. Kaya bir adım bile geriye gitmiyordu. Yaratık sert parmaklarıyla kızın gözyaşlarını sildi ve kolunu serbest bıraktı. Kolu zonkluyor ve alev alev yanıyordu.
"Seni seviyorum Carmelita. Her zamanda seveceğim. Bunu sakın unutma." Yok olmuştu. Son sözler yine can acıtıcıydı. Kalbini binlerce parçaya bölmüştü yine. Kız yere düşürdüğü çantasını alarak oradan koşarak uzaklaştı. Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersine girmesi lazımdı. Onu tamamen unutmuştu. Bu kafayla dersi ne kadar dinleyebilirdi bilemiyordu ama derse girmemezlik yapamazdı. Sonuçta hala hayattaydı. Bugün ormanda olanları kimseye anlatmayacaktı. Bu bir sır olarak kalacaktı. Sonsuza dek. Hortlak görmüş gibi bembeyaz olmuş suratıyla dersliğe girdiğinde herkes ona bakıyordu. Bütün gözler ona çevrilmiş ve her hareketini dikkatlice izliyorlardı. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu. Gerçekten korkunç görünüyordu. Boş bulduğu bir sıraya kendini atarcasına oturdu ve kafasını sıraya yasladı. Bir süre öyle kaldıktan sonra kendini toparladı ve derse konsantre olmaya çalıştı. Konu açıktı. Pis kan emiciler. Bu bir rastlantı mıydı bilemiyordu fakat kötü bir rastlantı olmuştu. Ders ona şimdi işkenceden farksız geliyordu. Profesörün anlattığı ve gösterdiği şeyler insanın kanını dondurmaya yetiyordu. Özelliklede o kafatasından çıkan iğrenç koku. Bütün dersliği kaplamıştı. Bu mide bulandırıcı bir durumdu. Kokuya tahammül edemiyordu. Bir süreliğine nefesini tuttu ve kokuyu unutmaya çalıştı. Ne yapsa da o iğrenç koku burnundan gitmiyordu. Kalbe kazık çakmak ve bedeni yakmak ha? Korkunç. Vampir dişleri. O anda Carmy'nin gözleri önüne Michael ile öpüştükleri an geldi. Dişleri canını yakıyordu. Ellerini kafasına koydu ve gözlerinin önüne gelen bu görüntüyü savurdu. Vampirler tehlikeli yaratıklar. Michael bile...
Dersin sonuna yaklaştıklarında profesör ödevi verdi. Sınıftan yükselen uğultu rahatsız ediciydi. Carmy sesini çıkartmamıştı. Şuan tek istediği kafasını dinleyebileceği bir yere gitmekti. Kimseyi görmek istemiyordu. Parşömenin köşesine ödevi karalarcasına yazdı ve çantasını eline alarak hızla derslikten ayrıldı. Kulaklarında çınlayan o ses durmadan tekrar ediyordu. Seni seviyorum Carmelita. Her zamanda seveceğim. Bunu sakın unutma. Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum.
Lütfen, sus artık. Sesini duymak istemiyorum.
Kendi kendine içinde bir savaş ilan etmişti ve yenilmişti. Buna katlanmak zorundaydı.

*Michael NPC karakter.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Carmelita D'alora
Ravenclaw
avatar

Mesaj Sayısı : 4
Galleon : 8
Kayıt tarihi : 19/08/09

MesajKonu: Geri: Carmelita.   Çarş. Ağus. 19, 2009 11:18 pm

Yeni bir gün. Yeni bir başlangıç daha. Gecenin bitişiyle başlayan üzüntünün hakım olduğu Carmelita yataktan çıkmakta her zamanki gibi zorlanıyordu. Yatağını seviyordu. Başını koyduğu bu yumuşacık yastığında ağlamayı, hayal kurmayı seviyordu. Bu yatak onun sırdaşı olmuştu. Geceleri fısıltıyla konuştuğu, gözyaşlarını paylaştığı çarşafları. Her gece olduğu gibi bugünde rüyalarını babası ve hayallerinde yaşattığı o kadın, annesiyle paylaşmıştı. Her şeyi geride bırakan huzurlu bir aile olmuşlardı. Annesi küçük Carmy'i kucağına almış, göğsüne sımsıkı bastırıyordu. Anne özlemi, anne sevgisi, anne kokusu. Bütün duyguları biranda yaşamıştı küçük kız. Adeta bir duygu seli oluşmuştu. Bir yanında bakmaya doyamadığı babası bir diğer yanında ise Isadora duruyordu. Onun ailesi belki onlar değildi ama Dora benim ailemdi. Onsuz bir hayal kuramaz, rüya göremezdim. Çünkü o benim yol arkadaşım olmuştu. Hayatımızı birleştirmiştik biz.
Carmy yataktan çıkmayı hiç istemiyordu. İlk dersi boştu, uyuyabilirdi ama o göl kenarına gitmeyi düşünüyordu. Yağmurun ıslattığı çimenlere uzanmak ve gökyüzünü izlemek onu canlandırırdı. Belki Isadora'yı bile görebilirdi. Yorganla verdiği büyük savaştan sonra kendini zemine fırlattı ve ayağa kalktı. Yataktan düşerek kalkmayı seviyordu. Bu onun deli yanlarından biriydi. Delilerin işi belli olmaz tabii. Oturduğu yerden ayağına yumuşak terliklerini geçirdi ve yatağından destek alarak ayağa kalktı. Cama vuran yağmur sesi onu mutlu ediyordu. Cama doğru ilerledi ve dışarıya, gökyüzüne bakmaya başladı. Bir sis bulutu şimdi burada olsaydı ve üstüne atlayabilseydim. Bulutların arasından fırlayan uzun eller beni tutsaydı ve çekseydi. Çok yukarılara, sonsuzluğa doğru gidebilseydim. Bulutların arasından iki melek çıksa, biri annem biri babam olsa. Carmy yine çok uzaklara dalmış, elinde olmadan yarasına tuz dökmüştü. Küçüklüğünden beri gökyüzünden ellerin çıkmasını, onu yukarıya çekmesini beklerdi. Yine yine ve yine bekliyordu. Vazgeçmeyecekti. O masum küçük hayalini silmeyecekti. Tek elini cama yasladı ve elini serbest bırakarak aşağıya doğru kaymasına izin verdi. Ne yaptığını bilmiyordu. Gökyüzüne olan özlemini anlatıyordu belki. Önemli değildi. Şimdi göl kenarına gidip, kendini çimlere atmak istiyordu. Oradan da 2. dersi olan Tılsım dersliğine gidecekti. Hızla hazırlandıktan sonra yatmadan önce hazırladığı çantasını eline aldı ve göl kenarına doğru yürümeye başladı. Hogwarts'da en sevdiği yerlerden biriydi göl kenarı. Kafasını dinlemek, kitap okumak, doğayla bütünleşmek için gelirdi Carmy buraya. Isadora'yı da orada görmeyi istiyordu. İkisi de yağmura tapardı. Yağmur damlaların toprakla buluştuktan sonra çevrelerini saran o tarifsiz kokunun tutkunlarındandı ikisi de.
Huzur dolu, harika yere gelmişti. Fazla kişi yoktu. Herkes derse yetişmeye çalışıyor veya daha yeni güne merhaba diyorlardı. Biraz ilerisinde çimenlere uzanmış, sigara içen bir kız gördü. Bu Dora'dan başkası değildi. Sıkı dostu, sigarası da yanındaydı. Havaya doğru üflüyordu pis dumanları. Kız adımlarını hızlandırarak kardeşinin yanına gitti ve üstüne doğru hücum eden dumanları kovalayarak Dora'nın ağzından sigarayı çekti ve yere attı. Ardından üzerine tüm gücüyle bastı.
"Seni salak ne yapıyorsun böyle? Bu güzelim havayı kirletiyorsun. Kusura bakma ama senin şu dumanını solumak zorunda değilim."Çantasını yanına koyduktan sonra ıslanmış çimenlere kendini fırlattı ve gözlerini kapattı. Toprak ve yağmur kokusunu içine doldurdu. Dora susmayacaktı tabii.
"Seni sersem, yaptığın bu hareketten ne kadar nefret ettiğimi biliyorsun. Seni lanet olası..."
"Kapa çeneni Dora ve şu güzelliğe bırak kendini. Bırak da doğa kucaklasın seni."
Kardeşinin homurtularını duyabiliyordu. Yanından kalkıp gitmediğine şükretmeliydi. Carmy eliyle çimleri yoklayarak kardeşinin elini aramaya başladı ve en sonunda buldu. O sıcacık el yine ellerindeydi. İkisi de kendilerini doğaya teslim etmişlerdi. Huzurun kaynağı buydu işte.
Zaman o kadar hızlı geçmişti ki nasıl bitti anlayamamıştı. Oyalanmadan dersliğe gitmesi gerekiyordu. Kardeşinin elini usulca bıraktı Dora'nın gözleri anında açıldı.
"Canım, benim Tılsım dersine yetişmem gerekiyor. Geç kalmamalıyım. İstersen dersliğe birlikte gidebiliriz."
Kardeşi ağzını şapırdatmaya başlamıştı. Keyfi tavan yapmıştı anlaşılan.
"Ben bugün boşum. Yani kendime izin verdim. Hiçbir derse girmeyeceğim. Kendimi yormak istemiyorum."
"Peki, sen bilirsin. Ama sonra sakın benden yardım isteme küçük hanım."Carmelita kardeşine sırtını dönerek hızla oradan uzaklaştı. Adımlarını hızlandırmaya başlamıştı ve artık koşuyordu. Neden bu kadar aceleci davrandığını bilmiyordu. Derse geç kalmayacağından emindi. Sanki birinden kaçıyordu ama kimden? Bunu bilmiyordu. Onu kovalayan biride yoktu. Kendini kaptırmıştı bi' kere. Şimdi dur desende durmazdı. Aynı tempoyla dersliğin önüne kadar geldi ve soluk soluğa kapıyı vurarak içeri girdi. Sınıfta Ravenclaw'lı kızdan ve profesörden başka kimse yoktu. Profesöre sırıttıktan sonra bir sıraya kendini attı ve biraz soluklandıktan sonra profesörü incelemeye başladı. Gerçekten güzel kadındı. Sempatik ve güler yüzlü. Sınıf giderek dolmaya başlamıştı. Tanıdık bir yüz görmek istese de bulamıyordu. Her kapı çalınışında tekrar hayal kırıklığına uğruyordu. En son deneme ise başarılı olmuştu. Dersliğe giren Dora idi. Biricik kardeşi. Demek ki aradığı kişi kardeşiymiş. Isadora profesörle kurduğu kısa göz temasından sonra oturduğum sıraya doğru ilerledi ve beni kenara itekleyerek yanıma oturdu.
"Biraz düşündüm de... Göl kenarı çok sıkıcıydı. Bende derste oyalanmaya geldim."
Carmy kardeşine sırıtmakla yetindi. Şimdi tüm sınıf dolmuştu. Bir kaç sıra boştu tabii ama bu o kadar da göze batmıyordu. Profesör kısa bir şekilde kendini tanıttıktan sonra derse hızlı bir giriş yaptı. İlk konu Accio ve Expello. Çocuk oyuncağı. Carmy'nin bildiği şeylerde olsa profesöre saygısından onu dikkatlice dinledikten sonra uygulamaya geçti. Asasını masasının üstünde duran parşömene doğrulttu.
"Accio Parşömen!" Bu büyüyü ne kadar sıklıkla kullansa da şimdi parşömenin ona süzülerek geliyor oluşunu görmek kızı sevindirmişti.
"Expello Parşömen!" Şimdi ise parşömen eski yerine, masaya doğru süzülüyordu. Sonbaharda ağaçtan dökülen yapraklar gibi usulca sıraya indi.
Profesör'ün havada adeta dalgalanan elini dikkatlice izledikten sonra aynı şekilde uygulamaya geçti. Asasını tuttuğu elini zarifçe havalandırdı ve sırada bir noktaya odaklandı. "Flagrate!" Evet, başarmıştı. Yanık izini görebiliyordu. Parmaklarını yanık izinin üzerinde gezdirirken profesörün tebriklerini dinliyordu. Profesör sıradaki büyüyü anlattıktan sonra asasını cam kabın içindeki tahta parçasına doğrulttu ve büyüyü söyledi. Cam kabın içindeki tahta alev almıştı. Kırmızı kıvılcımlar tahtayı içine almış, acı çektiriyordu. Bir süre sonra cam kabın içindeki kırmızılık yok olmuş, tahta rahatlamıştı. Carmelita'da profesöre uyarak büyüyü mırıldandı. "Incendio." Aynı şekilde tahtanın etrafını çepeçevre saran kızıllık belirmişti. Bunu da başarmıştı. Eğlenceli bir ders olmuştu. Son büyü olan Contra Circumuenio ile ilgili bilgiyi verdikten sonra derse son noktayı büyülere çalışmamız gerektiğini söyleyerek koymuştu. Tabii çalışacaktı. Zevkle. Eşyalarını çantasının açık ağzından içeriye teptikten sonra Dora ile derslikten çıktılar. Dora her zaman olduğu gibi şikâyetlerini dile getiriyordu fakat Carmy bunları duymuyordu. Sadece gülümsüyordu. Bu kardeşinin canını sıkmıştı. Bugün her şey yolunda gitmişti. Gerçekten güzel bir başlangıç olmuştu. Yatağına olan özlem sönmüştü. Şimdi günün tadını çıkarması gerekiyordu. İkiziyle ve arkadaşlarıyla beraber...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Creatura
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 53
Galleon : 125
Kayıt tarihi : 09/08/09
Savaş Tarafı : Aydınlık

Kişisel Bilgiler
Quidditch Konumu:
Özel Yetenek:

MesajKonu: Geri: Carmelita.   Çarş. Ağus. 19, 2009 11:41 pm

Değerlendiriliyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ateskadehi-rpg.turkforumpro.com
Creatura
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 53
Galleon : 125
Kayıt tarihi : 09/08/09
Savaş Tarafı : Aydınlık

Kişisel Bilgiler
Quidditch Konumu:
Özel Yetenek:

MesajKonu: Geri: Carmelita.   Çarş. Ağus. 19, 2009 11:43 pm

=100
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ateskadehi-rpg.turkforumpro.com
 
Carmelita.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter Bölgesi :: Rpg Kutusu :: Değerlendirme-
Buraya geçin: