AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Quéntin.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Quéntin Carvellion
Slytherin, VII. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 3
Galleon : 7
Kayıt tarihi : 19/08/09

MesajKonu: Quéntin.   Çarş. Ağus. 19, 2009 11:14 pm

Yaklaşık yarım saattir yürüyorduk. Normâl bir zamanda şikâyet edebilme lüksüm olsa da, böyle bir durumda sesimi çıkarmadan önümden yürüyen yapılı adamı takip etmeliydim. Ayağımın altında ezilen kuru dal parçalarının, daha doğrusu William'ın öfkesinden giderek sertleşen adımlarının tahrip ettiği bitkilerin, çıtırtıları eşliğinde hiç konuşmadan ilerlemeye devam ederken, bizden evvel Hogwarts'a gönderilen sandığımın burada olmasını diledim. Bütün ağırlığına rağmen bu havadar yerde içindeki sigara paketinin ne kadar güzel gideceğini hayal etmek bile, bu dertten muzdarip başımın ağrılarını yineliyordu sadece. Uzaktan görünen kasvetli şato silüetine yaklaştıkça ruhum daralıyor, boğulacak gibi oluyordum. Oysa ne hayallerim vardı, Dumstrang'da hakaretleri çizgiyi aşan profesöre bildiğim en tehlikeli lanetleri yollarken! Velilerimin, daha doğrusu hayatta kalan tek akrabalarım olan kuzenlerimin, bir gelenek hâlini alan Dumstrang'da öğrenim görme mecburiyetinden kurtulduğumda bile bir yedek planlarının olması, gerçekten hesaba katmadığım bir olay olmuştu. Hogwarts sınırlarına girerken dudaklarımın arasından dökülen küfürleri, önden yürüyen kuzenimin duymaması için en kısık hâliyle fısıldıyordum. Ve kasvetli şatoya girene kadar da devam ettim.

Bundan sonra eğitimime devam edeceğim, sıcak aile portrelerine göre yuvam olacak Hogwarts'a adım attığımda dikkatimi çeken ilk şey kokusu oldu. Sadece küçüklüğümde sık sık tekerrür eden cenazelerden tanıdığım kilise kokusu hakimdi buraya da. Sözüm ona, İsa için yakılan tütsü ve mumların yanında, burnunuzu sızlatacak derecede rutubet kokusu... Benim için pek de sevimli anıları barındırmayan bir yeri andırıyordu! İçeride dört masanın olduğu salondan çıkan öğrencilerin delici bakışları eşliğinde merdivenleri tırmanıyorduk. Kokusuna rağmen, geldiğim yere nazaran kızlarla dolup taşıyordu Hogwarts. Ve kesinlikle daha aydınlıktı. Sessizlik hâlâ bozulmamıştı. Fırtına öncesi sessizlik. Ne kadar sürdüğünü anlayamadığım tırmanış uzun bir koridorda son buldu. Dikkatimi çeken bir diğer şey ise portreler olmuştu. Şatoyu daha sevimli yapıyorlardı kesinlikle! Benim etrafı incelediğim yürüyüş, iki aslan heykelinin arasındaki kapının önünde son buldu. Ve varlığını yeni farkettiğim adamın... Fazla samimi olmayan resmi bir selamlaşmanın ardından ihtiyarın duvarları portrelerle dolu olan sevimli odasına geçtik. Eğitime ve eğitimciye olan bütün saygısızlığımı ilk görüşmeden belli etmek için kaşlarımı çatarak etrafı inceler gibi yapıyordum. Yüzünü kaplayan ak sakallarına rağmen sürekli gülümsemesini koruyan Müdür'ün bu ikiyüzlü tavırları gerçekten canımı sıkmıştı. William gittiğinde kim bilir nasıl bir hâl alacak?! Bunu, pek de iç açıcı olmayan geçmişime ve Dumstrang'daki binama bakılarak belirlenen yeni yuvam Slytherin'de öğreneceğimden sadece, giriş katında gördüğüm mavi amblemli cüppesi olan kızı düşünmeye çalıştım. İşe yarıyordu. William ve ihtiyarın aralarında geçen diyalogdan sadece işime yarayacak olanları ayıklayarak kaydediyordum, nikotinsizlikten ağrıyan başımın taşıdığı zihnime. Eminim bina sorumlumuz da namı bütün okulu tutmuş öğrencileri kadar kafadardır.
"Sizi temin ederim, Bay Carvellion. Quéntin, geçmişte yaptığı hataları burada tekrarlamayacaktır. Bizim Dumstrang'a göre daha modern ve yenilikçi bir eğitim anlayışımız var." Bir Dumstrang mezunu olan kuzenimin de benim gibi, gülmek için kendini zor tutarak başıyla onayladığından emindim. Hep aynı hikâyeler. Diğer taraf da eski geleneklere bağlılıklarını savunurdu. Gerçi buranın da geleneklerine fazlasıyla bağlı olduğu, ilk duyduğumda gülme krizine girdiğim seçim yönteminden anlaşılıyordu. Yırtık ve eski bir şapka, sadece tüm zamanların en meşhur büyücülerinden biri tarafından büyülendiği için bu kadar kutsal ve değerliydi. Aynen burada okuyan, kendilerini gelecekte Karanlık için birer savaşçı olarak görenler kadar komikti. Aynen üstat* gibi düşünüyordum... Gellert Grindelwald! Geldiğim yerin en sevdiğim yönü; düşünceleri ve icraatlarıyla örnek aldığım kişinin oturduğu sıralarda oturmam ve O'nun düşüncelerini paylaşmamdı. Umarım bunu Slytherinli, tabii kibirleriyle bütün nefretimi kazanmazlarsa, arkadaşlarıma da kabul ettirebilirim. "Quéntin'in tek sorunu kötü arkadaş çevresiydi. Umarım burada daha iyi şeyler ile anılır!"

Kuzenimin son sözlerinde gözlerimin içine öfkeyle bakması koltuğuma sinmeme neden olsa da, başımla onaylama hissine yenik düştüm. Bundan sonraki konuşmaları dinleme zahmetine katlanmadan ihtiyarın önerisi üzerine odayı inceliyordum. Ve gözüm kemerli burnu üzerine yerleştirilen hilâl şeklindeki gözlüğüyle Dumbledore'un portresine takıldı. Grindelwald'ı yenerek Nurmengard'a hapseden, tüm zamanların en iyi büyücüsü... Giderek artan öfkeme yenik düşmemek için odanın diğer taraflarıyla ilgilenmeyi planlarken konuşmalar çoktan bitmiş, William ile Müdür'ün tokalaştığını farketmiştim. Odadan çıkarken Dumbledore'un bakışlarını üzerimde hissediyordum. Asamı çıkararak güzel bir lanet ile tabloyu parçalasam, acaba böyle delici bakışlar atabilecek miydi?! Yine tempolu bir yürüyüşle geldiğimiz yöne ilerlerken arkamda bir hareketlilik hissettim. Bir kapının varolması gereken yerin kaybolarak, heykellerin bu hayali girişin önünde durduğuna yemin edebilirdim! Şaşkınlığın verdiği duraksamayı sürdürmeden koşar adımlarla beni bekleyen kuzenime yetiştikten sonra gereksiz bulduğum fasıla gelmişti sıra. "Quén, dikkat et! Beladan uzak durmanı istiyorum." Otoriter bir edayla omzumu tutan William'ı gerçekten önemser gibi yaparak başımla onayladım. "Hayal kırıklığına uğratmayacağım." Kuzenimi tanımasam gerçekten duygulandığını zannederdim. Hayatımda ondan azar ve eleştiriden başka bir şey görmesem de bu sefer beklemediğim şeyi yaparak omzundaki kollarıyla vücudumu kendine bastırdı. Galiba sarılıyordu... Ama tahmin ettiğim gibi uzun sürmedi. Yürüyüşümüz temposunu kaybederken William'ın nasihatleri giriş katına kadar devam etti. En azından acınası kucaklaşmamız burada, herkesin içinde olmamıştı. Kuzenimden ayrıldıktan sonra yeşil cüppeli bir kıza zindanları sorduktan sonra tarif ettiği yöne ilerlemeye koyuldum. Kayıt mektubuna cevap olarak aldığım kağıtta yazan bina parolasını hatırlamaya çalışıyordum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Creatura
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 53
Galleon : 125
Kayıt tarihi : 09/08/09
Savaş Tarafı : Aydınlık

Kişisel Bilgiler
Quidditch Konumu:
Özel Yetenek:

MesajKonu: Geri: Quéntin.   Çarş. Ağus. 19, 2009 11:45 pm

Değerlendiriliyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ateskadehi-rpg.turkforumpro.com
Creatura
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 53
Galleon : 125
Kayıt tarihi : 09/08/09
Savaş Tarafı : Aydınlık

Kişisel Bilgiler
Quidditch Konumu:
Özel Yetenek:

MesajKonu: Geri: Quéntin.   Çarş. Ağus. 19, 2009 11:49 pm

=96
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ateskadehi-rpg.turkforumpro.com
 
Quéntin.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Karakter Bölgesi :: Rpg Kutusu :: Değerlendirme-
Buraya geçin: